Fiyatları gören halk isyan etti: Görülmemiş bir afet bu...

Fiyatları gören halk isyan etti: Görülmemiş bir afet bu…

Kamera: Sinan TUNÇ

İktidarın uyguladığı politikalar sonucu zirve yapan ekonomik kriz özellikle dar gelirli vatandaşların belini büktü. 2021’i zam yağmurlarıyla geride bırakan vatandaşlar, bu yıl da zam yağmurundan kaçamıyor. Elektrik, doğalgaz ve akaryakıta gelen tarihi zamlar karşısında çaresiz bir şekilde kış ayını geçirmeye çalışan vatandaşlar, kendilerini, çocuklarının ve torunlarının boğazından kısmak zorunda kalıyor.

image small

FİYATLAR EL YAKIYOR…

Çünkü fiyatlar el yakıyor. Pazarlarda; domatesin kilosu 13, salatalığın kilosu 13, mandalinanın kilosu 10, çeyrek lahana 3, beyaz peynirin kilosu 60-65, kırmızı biberin kilosu 15, yerli muzun kilosu 8.5, yeşil biberin kilosu 15, dolmalık biberin kilosu 18, kabağın kilosu 12, soğanın 5 kilosu 20 liradan satılıyor.

image small

Özellikle çocuklu aileler ve torunları olan emekliler bu fiyatlardan etkilendiklerini; torunlarının, çocuklarının istediklerini alamadıklarını söylüyorlar.

SÖZCÜ PAZARI GEZDİ, HALKA MİKROFON UZATTI

SÖZCÜ muhabiri İstanbul Kağıthane’de Gültepe Cuma Pazarı’nda vatandaşa mikrofon uzattı, “20 Aralık’ta döviz kurunda yaşanan düşüşte olduğu gibi fiyatlardaki köpüğün, müsilajın, şişkinliğin alınacağı belirtiliyor. Yaklaşık 1 ay oldu, sizce fiyatlarda düşüş başladı mı?” diye sordu.

image small

Vatandaşların verdiği yanıtlar ise şöyle oldu:

“MİLLETİ AÇLIĞA, SEFALETE SÜRÜKLÜYORLAR”

image small

Hatice Karabeyin: “İstediğimizi alamıyoruz. Geçim çok zor. Ben çocuğuma, torunuma yarım kilo kıyma, et alıp yediremiyorum. Torunum var evde, okula gidiyor, ona bir şey alıp da yediremiyorum. (Eskiden kiloyla aldığınız ancak şu an taneyle veya birkaç yüz gramla aldığınız ürünler oluyor mu?) Oluyor tabi ki de. Benim eşim emekli, emekli aylığıyla ne kadar alınır yani… Bu nereye kadar böyle devam edecek? Milleti açlığa, sefalete sürüklüyorlar. Başka bir şey değil. Böyle bir dünya olmaz. Önceki kuyruklardan bahsediyorlar; şimdiki rezalet ne? Ben cahil bir insanım, nedir bu? İnsan çocuğuna bir meyve alamazsa, yarım kilo-250 gram kıyma alamazsa, et yediremezse… Hangi dünyada yaşıyoruz? Bu yağ fiyatları ne? Ben torunuma, çocuğuma bir kızartma yapamazsam nasıl geçineceğim? Öleyim daha iyi.”

“GELİP, BAKIP, GERİ GİDİYORUZ”

image small

Fatma Yıldırım: “Fiyatlar gitgide daha da yükseldi. Böyle olmaz. Devlet buna bir çözüm bulsun. Dar gelirli insanlarız biz, zengin değiliz. Hep zenginler kazanıyor. (Gönlünüzce alışveriş yapabiliyor musunuz?) Yok, neredeee…

*Pazara 200 lirayla geldim, şimdi 200 kuruşsuz eve gidiyorum, pazar çantasını dolduramadım. Evimde sakat olan var, istediğini alamıyorum. Devletin buna bir çözüm bulması lazım. Madem başa geldi, değil mi? Onu, bunu karalamaya gerek yok. Önceden sepeti iyi kötü dolduruyorduk, şimdi dolduramıyoruz.

*Bir kilo balık 30-40 lira olursa ne olur? (Eskiden kiloyla aldığınız ancak şu an taneyle veya birkaç yüz gramla aldığınız ürünler oluyor mu?) Oluyor tabi. Havucu 1-2 hafta önce 8 liraya satıyorlardı.

*8 liraya havuç yenilir mi? Yenilmez. Kim ne derse desin yenilmez. (Fiyatını görünce havucu alamadınız mı?) Alamıyorsun ki, nasıl alacaksın? Gelip, bakıp bakıp geri gidiyorsun. Bakıp bakıp geri gittikten sonra da kıymeti yok ki…”

“EN TEMEL GIDALARI ALIYORUM, ONUN DIŞINDA HİÇBİR ŞEY ALAMIYORUM”

image small

Emine Taşdemir: “(Gönlünüzce alışveriş yapabiliyor musunuz?) Hayır, mümkün mü? En temel gıdaları alıyorum, onun dışında hiçbir şey alamıyorum. Eskiden yine idare ediyorduk ama şu 2 senedir düşüne düşüne alıyoruz. En temel olanları almaya çalışıyoruz. (Çocuğunuzun istediği ama alamadığınız ürünler oluyor mu?) Çoook… Çok. 3 ten çocuğum var.”

“GÖRÜLMEMİŞ BİR AFET BU”

image small

Zabit Satır: “Allah Allah, (düşüş) nerede? Hep çıkıyoruz ama inişi unutuyoruz… İniş yok. Allah versin… (Gönlünüzce alışveriş yapabiliyor musunuz?) Hayır. Geldiğim gibi çıkıyorum. Elim boş döneceğim. Ne yapayım? Mecbur. Ben emekliyim. Emekli bir adam ne yapsın? Verdi bize kaşıkla, kepçeyle geri aldı. Nasıl zam yapmak bu? Bu rezillik ya… Görülmemiş bir afet bu ya… Nereye gittiğimizi bilmiyoruz. Nereye gittiğimizi bilmiyoruz artık.

“ARTIK PAZARA GİTMEYE BİLE KORKUYORUZ”

İsmini vermek istemeyen vatandaş: “Görüldüğü gibi hiçbir şeyin fiyatı düşmemiş. Daha çok arttı. (Gönlünüzce alışveriş yapabiliyor musunuz?) Hayır. Sepetim boş gidiyorum. Çocuklarımın istediklerini alamadım. Marketlerde, televizyonlarda gördüklerini istiyor çocuklar; baktım, alamadım. 3 tane çocuk var, 1 tane değil ki… Son 8-9 aydan beri böyleyiz. Artık pazara gitmeye bile korkuyoruz. Manavdan da alamıyoruz. Dolandım, elim boş gidiyorum. Ispanak 12 lira… Ispanak fakir yemeğiydi, onu da alamadan gidiyorum.”

“TANEYLE MANEYLE DEĞİL, ÇIKMALARDAN ALIYORUZ”

İsmini vermek istemeyen vatandaş: “Çok pahalı. Hiçbir şeyin yanına varılmıyor. Emekliyiz, (elindeki karnabahar poşetini göstererek) bunu da zor aldım. Allah sonumuzu hayır etsin. Hiç iyi günde değiliz. Eskiden 50 lirayla pazara geliyordum, her şeyimi alıyordum. Ama şimdi alamıyorum. 50 lirayla peynir bile alamıyorum. (Eskiden kiloyla aldığınız ancak şu an taneyle veya birkaç yüz gramla aldığınız ürünler oluyor mu?) Çıkmalardan alıyoruz. Öyle tane mane değil… Hepsine bakıp gidiyoruz. Hemen hemen 1 seneden beri böyleyiz.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.