Prof. Dr. Hakan Kara’dan KKM için “saadet zinciri” benzetmesi: Saatli bombaya dönüştü

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) eski baş ekonomisti ve Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Hakan Kara, kur korumalı mevduatın (KKM) Ponzi sistemine benzeterek “saadet zinciri”ne dönüştüğünü ifade etti.

Kara, KKM için “KKM, patlamaması için her seferinde daha büyük tavizler verilmesi gereken bir bombaya dönüştü” nitelemesini yaptı.

Hakan Kara, sosyal medya hesabından büyüklüğü 12 Mayıs haftasında 2,3 trilyon liraya (120 milyar dolar) ulaşarak yeni bir rekor kıran kur korumalı mevduatlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kara, KKM’yi Ponzi sistemine (saadet zinciri) benzeterek şunları ifade etti:

“Herkes kendini geçici olarak mutlu hissediyor”

“Ponzi sisteminde önce herkes mutludur, fakat zaman içinde saadet zincirinin sürdürülemeyeceği anlaşılınca daha büyük riskler alınır, büyük tavizler verilir; tahribat büyür ve sonunda sistem çöker. İçerde kalan yatırımcının canı fena halde yanar.

Bizdeki KKM de bir ponzi olarak tarihe geçmeye aday. Devlet önce kendi parasının faizini yanlış belirleyerek itibarsızlaştırıyor, sonra da vatandaşa diyor ki TL’yi tutmak istemiyorsanız riskini ben alıyorum, yani kur koruması sağlıyorum.

KKM bir ponziye benziyor çünkü ortada bir değer olmadığı halde, önce herkes kendini geçici olarak mutlu hissediyor.”

“KKM ponzisini sürdürmek için atılan adımlar ‘makroihtiyati’ ve ‘liralaşma’ diye sunuldu”

KKM’nin ilk başta hem bankaları hem hükümeti hem de mevduat sahiplerini memnun ettiğini belirten Kara, her saadet zincirinde olduğu gibi bir yerde tıkanmaların başladığına dikkat çektikten sonra şu değerlendirmeleri yaptı:

“Bir süre sonra kurdaki yükselişin KKM’nin kamuya maliyetini artıracağı anlaşılınca kuru tutmak için TCMB rezervleri harcanmaya başlandı. Kamu artık çok da mutlu değildi.. Çarkın dönebilmesi için bankalara hazine tahvili tutma yükümlülüğü getirildi.

Bir sonraki aşamada sistemin ömrünün uzatılması için mecburen KKM faizleri serbest bırakıldı, maliyetli yapılandırılmış ürünlere izin verildi. Fakat bankaların döviz varlıklarının bir kısmı (swap) TCMB tarafından satın alındığı için bankaların likit varlıkları azalıyordu.

Ayrıca KKM’nin sürdürülmesi için getirilen tahvil yükümlülüğü nedeniyle bankalar TL mevduat faizlerini de artırmak zorunda kaldılar. Velhasıl KKM’nin bankalara maliyet giderek artmaya başladı. Artık herkes mutlu değildi.

Bir sonraki aşamada bankaların ponziyi sürdürmeleri için sopalar güçlendirildi. Tahvil tutma zorunluluğu sıkılaştırıldı, çıta her seferinde yukarı çekildi. KKM ponzisini sürdürmek için atılan finansal mühendislik adımları da “makroihtiyati” ve “liralaşma” diye sunuldu.”

“Sürekli büyüyerek potansiyel tahribatı artıyor”

KKM’de temmuz ayından sonra her hafta 8-10 milyar dolarlık geri dönüşler olacağını, bu durumun da “devasa” bir döviz talebinin oluşabileceği riskinin altını çizen Kara,

“Özetle KKM, patlamaması için her seferinde daha büyük tavizler verilmesi gereken bir bombaya dönüştü. Üstelik sürekli büyüyerek potansiyel tahribatı artıyor. Bir nevi ponzi.. Farkı devletin bu yükü üstlenmeyi baştan taahhüt etmesi ancak ne zamana kadar yüklenebileceği meçhul

KKM adlı saadet zincirinin sonuna doğru yaklaşılıyor. Bu saatli bombanın önce büyümesinin durdurulması, sonra da kontrollü bir şekilde etkisiz hale getirilmesi gerekiyor. Bu yapıda ısrar edilirse sonu hoş bitmeyecek. Uyarması bizden…” açıklamasını yaptı.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir