Fatih Tuncay’ın Tarihe Tanıklık Eden Köpek Foks isimli çocuk romanını okurken aklıma bunlar geldi. Kitabın ana karakteri, Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatında önemli bir yeri olan köpeği Foks. Ancak yazar hemen Mustafa Kemal’i tanıtmıyor. İlk olarak bizi küçük bir köpeğin dünyasına götürüyor.
Foks, sarı benekli bir kelebeği kovalamakta. Kelebek bir oraya bir buraya uçarak onun peşinden koşuyor; bizim sevimli köpek de yakalamak için çabalayıp duruyor. Nihayetinde yoruluyor ve biraz da öfkeli bir hâle bürünüyor. Ardından sincaplarla ve diğer hayvanlarla karşılaşıyor. Onlarla konuşuyor, tartışıyor ve zaman zaman kendisini olduğundan daha büyük göstermeye çalışıyor. Kısacası bildiğimiz çocuklar gibi davranıyor.
Bu ilk sayfaları okurken yüzümde bir gülümseme belirdi. Foks’un kendine göre dertleri var; karnı acıkıyor, oyun oynamak istiyor ve etrafında olup bitenleri anlamaya çalışıyor. Dünyanın kendi etrafında döndüğüne dair kendine güveni tam. Bu durumu hikâyeyi baştan sevimli kılıyor.
Daha sonra Yalova’ya geliyoruz. Fotoğrafçı Hasan Efendi’nin yanında yaşayan Foks’un yolu Mustafa Kemal ile kesişiyor. Küçük köpeğin hayatı değişmeye başlıyor; önünde yeni insanlar, yeni yerler ve daha önce hiç bilmediği bir dünya var.
Mustafa Kemal’in hayvanları sevdiğini biliyoruz; Foks da onun sürekli yanında taşıdığı köpeklerinden biri. Tren yolculuklarında, vapurlarda ve gezilerde, bazen kalabalıkların arasında onun yanında yer alıyor. Tarih kitaplarında aşina olduğumuz Mustafa Kemal’in günlük yaşamına dair bu detaylar, özellikle çocuklar için oldukça ilgi çekici.
Bir an düşündüm ve çocukken Atatürk hakkında öğrendiklerimi hatırlamaya çalıştım: Doğduğu evi, eğitim aldığı okulları, katıldığı savaşları, Cumhuriyet’in kuruluşunu… Elbette hepsi aklımızda yer etmişti. Peki, evde nasıl vakit geçirdiği, hayvanlarla ilişkisi ve nelerden hoşlandığı hakkında ne kadar bilgi sahibiydik?
Bir çocuğun bunları merak etmesi oldukça doğal; çoğu zaman tarih derslerinde anlatılan büyük olaylardan önce böyle küçük ayrıntıları öğrenmek isterler: Mustafa Kemal’in köpeğinin adı neydi? Nasıl bir köpekti? Birlikte nereye giderlerdi?
Fatih Tuncay bu meraktan faydalanmış; Foks’u konuşturarak hikâyeyi onun gözünden aktarıyor. Köpeğin çevresindeki hayvanlarla yaptığı sohbetler, başına gelen küçük olaylar ve insanları anlamaya çalışırken düştüğü komik durumlar romanı canlı tutuyor. Zaman zaman masal okuyormuş hissine kapılıyoruz.
Yazarın kurduğu bu evrende tarihsel gerçeklerle hayal gücü yan yana ilerliyor. Foks gerçekten var olmuş bir köpek; ancak onun düşünceleri, diyalogları ve yaşadığı bazı olaylar romanın kurgusal dünyasına ait. Bence çocuklara kitap okuturken bu ayrımı belirtmek gerekiyor ki okudukları hikâyeden yola çıkarak gerçek yaşamı sorgulayabilsinler.
Kitabın dili sade ve anlaşılır; uzun açıklamalar yerine diyaloglarla ilerleyen bir anlatım tercih edilmiş. Sayfalar arasındaki fotoğraflar da hoş bir detay sunuyor. Özellikle Mustafa Kemal’in fotoğraflarına bakarken insan ister istemez Foks’u düşünüyor; o günlerde neler yaşanmış olabilir? Küçük köpek çevresindeki kalabalığı nasıl karşılamıştır?
Çocuk kitaplarını yetişkin bakışıyla okumanın böyle bir yanı var: Çocuğun yalnızca eğlenmesini değil, okuduktan sonra neyi merak edeceğini de düşünüyorsunuz. Benim için önemli olan şey ise kitabın çocuğa her şeyi anlatmasından ziyade yeni sorular uyandırmasıdır. Bir kitabı bitirdikten sonra başka bir kitabın sayfalarını karıştırmak veya bilmediği kelimelerin anlamını araştırmak istemesi ne kadar güzel!
Foks da böyle bir merakın başlangıcını oluşturabilir; çocuk kitabını okuduktan sonra Atatürk’ün hayvan sevgisini araştırabilir ya da onun yaşamına dair başka eserler bulabilir. Belki de evindeki köpeğe veya sokakta karşılaştığı kedilere farklı gözle bakar.
Cumhuriyet’in yüzüncü yılında yayımlanan bu küçük roman, Mustafa Kemal’i çocuklara tanıtmak amacıyla alışılmışın dışında bir anlatım tarzı benimsemiş durumda; tarihin büyük olaylarını göz ardı etmeden o olayların içinde yaşamış olan insanın daha az bilinen yönlerine yaklaşmaya çalışıyor.
Kitabın ilk sayfalarındaki Foks’u tekrar düşünüyorum; o kelebek peşinden koşarken yorulup dinleniyor ve sonra başka oyunlara dalıyor; ama bir gün Mustafa Kemal Atatürk’ün yanında yaşayacağının farkında bile değil.
O sadece küçük bir köpek ama anlatacak harika bir hikâyesi var.